Çeviri Röportaj Serileri Bölüm 1: tarakbumba Söyleşisi

Çeviri alanında önde gelen isimlerle aylık olarak yapmayı planladığımız röportaj serimizin 1. bölümü yayında. İlk kurbanımız da Mandriva çevirilerinin başındaki isim tarakbumba oldu 🙂 Sorularımızı içtenlikle yanıtladı, kendisine teşekkür ediyoruz.

Merhabalar. Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

30 yaşında evli ve bir kız babasıyım. Üniversite mezunu bir devlet memuruyum.

Özgür yazılımla tanışmanız ve bir Linux dağıtımına geçişiniz nasıl oldu?

İlk bilgisayarımı, 24 yaşında iken satın aldım. O dönemde, internet kahvehanelerinde (yabancı kelimelerden hoşlanmadığım için cafe kelimesini kullanmıyorum) geçen zamanları saymazsak, bilgisayarlar ve yazılımlar konusunda hiçbir tecrübem yoktu. Öyle ki, bir akrabamın “Windows XP kötüdür en iyisi sen Windows Me kullan” dediği için satın aldığım yerde Windows Me kurulmasını istemiştim. Sanırım bu yanlış tercih bugün özgür yazılımla olan ilişkim için hayırlı oldu. Bir süre sonra Windows XP kullanmaya başladım. Kullanmaya başladım başlamasına da çeşitli virüslerden, casus yazılımlardan başımı alamaz oldum. Bunun üstüne bir de yazılım lisansları, ücretleri; yasadışı yazılım kullanma olgusu (aslında bir anlamda Windows kullananların mecburiyetidir bu) eklenince bilgisayardan yana bende bir soğukluk başladı. Bir gün virüsler nedeniyle iyice sapıtan Windows’ u onarmak için internette gezinirken Linux diye bir işletim sistemiyle ilgili bir yazı okudum. Aslında bu yazı beni çok şaşırtmıştı. Çünkü o güne kadar Windows dışında bir işletim sisteminin varlığından habersizdim. Bilgisayarıma ilk indirdiğim dağıtım hafızam beni yanıltmıyorsa Mandrake 10.0 idi. O dönemde Mandrake’ nin güncellemelerinin ücretli olması nedeniyle başka arayışlara girdim. Sonunda Ubuntu 4.10 Warthy Warthog ile Linux bilgisayarıma kalıcı olarak yerleşti. Tabii zamanla, başka dağıtımlar da bilgisayarıma konuk oldu.

Mandriva’ya özel bir ilginizin olduğunu biliyoruz. Bu dağıtımda sizi çeken nedir?

Mandriva Linux; özellikle güçlü drak araçları, bunları tek yerde toplayan Mandriva Denetim Merkezi, bana göre kararlılık ve güncellik arasında güzel bir denge kuran paket sistemi, belki de Debian’ dan sonra en fazla sayıda pakete sahip olan depoları, çekirdek modüllerini yönetim sistemi (DKMS) olmak üzere bir çok yönden hayatımı kolaylaştıran ve kullanmaktan/katkı vermekten zevk aldığım bir GNU Linux dağıtımı oldu.

Son günlerde Mandriva camiası çalkantılı günler yaşıyor. Hatta birçok gönüllü Mandriva temelli Mageia dağıtımına geçmeye başladı bile. Bu olayların arkaplanını anlatabilir misiniz biraz?

Mandriva’ nın oldukça karmaşık bir geçmişi var. Tüm sorunlar da bu geçmişte başlamış ve bugün de sürüyor. En önemli neden, dağıtımın bir ticari şirket önderliğinde ve denetiminde geliştirilmesi. Dağıtımı geliştiren Mandriva S.A. şirketi, uzun zamandır mali bir kriz içinde. Bu durum ise dağıtımın en temel parçası olan ücretli geliştiricilere yansıdı ve sonunda birçok geliştirici işten çıkarıldı. Bu ise işin bir yönü. Diğer bir yön de şirketin topluluğa yeterince kulak vermemesi ve önerileri göz ardı etmesi. Sonuçta eski ücretli geliştiriciler ve topluluğun önemli bir bölümü güç birliğine giderek şirket denetiminden ve sorunlarından uzak yeni bir dağıtıma yöneldiler.

Hemen hemen tek başınıza Mandriva’nın %100 Türkçe olmasını sağladınız diyebiliriz. Çevirilerle nasıl ilgilenmeye başladınız?

Kullandığım özgür yazılımların ve dağıtımların, o günlerde Türkçe çeviri düzeyi bana göre azdı. Bu durum ise bende, yabancı dilim olduğuna göre, bir şeyler yapabileceğim hissini uyandırdı. Yine hafızam beni yanıltmıyorsa, ilk çeviri çalışmalarım Launchpad hesabımda Ubuntu çevirilerine katılmakla başladı. Güncellenen bir pakette ismimi gördüğümde duyduğum hazzı anlatamam. Sonrasında aMule çevirileri ile uğraşmaya başladım ve halen de sürdürüyorum.

Mandriva Linux’ u kullanmaya başladığım 2008 yılında, daha önce emek veren değerli çevirmenlerin çalışmaları büyük oranda ya güncelliğini yitirmiş ya da pek çok uygulama hiç çevrilmemişti. Ben de ilgimi Mandriva Linux çevirilerine yönlendirdim. Sonuçta şu an itibariyle %99,8 oranında bir çeviri başarısı yakaladık. Bu çalışmalar sırasında, bana yardımcı olarak bazı uygulamaları çeviren Elektronist ağabeyimin; önceki çevirileri ile bana yol gösteren şu an ismini sayamadığım çevirmenlerin hakkını ödeyemem.

Çeviriler sırasında karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Çevirilerde karşılaştığım en büyük sorun yalnızlık oldu. Ülkemizde, özgür yazılım ve GNU Linux ile tanışan kullanıcı sayısı çok az. Bu kullanıcıların içinde katkıda bulunacak kadar tembel olmayanların sayısı ise maalesef çok çok daha az. Bu katkı sağlayanlar içinde çeviri yapabilecek kadar yabancı dili olanlar da ufak bir grup ve bu grup da çeşitli yazılımlar ve dağıtımlar arasında bölünmüş durumda. İşte en büyük zorluk bana göre bu oldu.

Yalnızlık dışında ise karşılaştığım en büyük zorluk, bilgisayar terimlerine Türkçe karşılık bulmak oluyor. Ne yazık ki Türk Dil Kurumu’nun bu konuda yeterli bir çalışması bulunmuyor. Bu durumda, ben de uygun kelimeleri arıyor; çevrimiçi sözlüklere bakıyor ve Ubuntu-tr Çeviri Tayfası’ndaki arkadaşlarımla kelimeleri tartışarak doğru kelimeyi bulmaya çalışıyorum.

Ubuntu’nun kullandığı Launchpad ile diğer çeviri sistemleri arasında ciddi farklılıklar var. Sanırım siz po dosyaları üzerinden çeviri yapıyorsunuz. Bu sistemlerin artıları ve eksileri nelerdir?

Launchpad gibi Transifex, Pootle ve şimdi hatırlayamadığım birçok çevrimiçi çeviri aracı mevcut. Bu sistemler arasında gerek işleyiş biçimi gerekse kullanım kolaylığı açısından pek fark bulunmuyor. Temel olan, bu tür uygulamaların arzu edilen kolaylıkta işleyebilmeleri için internet bağlantısına ihtiyaç duymaları. Ben ise çevrilecek dosyaları bilgisayarıma indirerek çeviri araçları ile çalışmayı daha kolay buluyorum. Bu sayede binlerce kelime ve cümleden oluşan kendi çevirilerimi, çeviri veritabanından rahatlıkla kullanabiliyor; çeviri dosyalarındaki olası hataları gettext araçları ile bizzat denetleyebiliyorum.

Çeviri çalışmalarına eskiye göre ilgi daha fazla olsa da yine de bu alanda çok büyük eksiklikler var. Birçok özgür yazılım projesi dilimize çevrilmemiş durumda. Ülkemizdeki özgür yazılım çevirilerinin durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce ne durumdayız? Yine bu bağlamda, Mandriva çevirilerinde yalnız kaldığınızı hissediyor musunuz?

Sanıyorum yukarıdaki soruda cevap vermişim. Belirttiğim gibi sevindirici katılımlar yaşasak da gerek çeviri yapmak isteyen, çeviri yapacak derecede yabancı dili olan kullancıların azlığı gerekse özgür yazılımların çeşitliliği ve fazlalığı nedeniyle çevirmenlerin üzerindeki büyük yük en büyük sıkıntımız. İnsanımızın yapısı itibariyle çalışmayı sevmemesi; hem de bedelsiz çalışmayı sevmemesi bizlerin yalnız kalmasına neden oluyor. En büyük üzüntülerimden biri de budur.


İnsanları çevirilere çekmek için ne tür çalışmalar yapılabilir?

Öncelikle insanları özgür yazılımları kullanmaya özendirmeli ve onları yönlendirmeliyiz. Bununla kalmamalı, kullandıkları yazılımın kendilerine ait olduğu hissini verebilmeliyiz. Bu sayede daha çok insan özgür yazılım kullanacak, katkıda bulunmaya daha fazla hevesli olacaklardır. Elbette, çevirmenlerin görev aldıkları ekiplerin de dostluk ve samimiyet taşıması da önemli. Oluşacak her dostluk ve samimiyet ortamı insanları kendisine çekecektir. Ben buna inanıyorum.

Özgür yazılım alanında emekleriniz çok büyük. Buradan bir kez daha size büyük bir saygı duyduğumu belirtmek istiyor ve kendi adıma çalışmalarınızdan ötürü teşekkür ediyorum. Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Nazik sözleriniz ve takdirleriniz için; bana fikirlerimi okuyuculara duyurma fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Okuyucular şunu unutmamalı; kullandığımız özgür yazılım bizimdir. Bizim olduğu içindir ki kendimizden ufak da olsa bir şeyler katmalıyız. Özgür yazılımı sahiplenmeli ve elimizden gelen her türden katkıyı yapmalıyız.

tarakbumba’ya zaman ayırdığı için teşekkür ediyoruz, önümüzdeki söyleşilerde görüşmek üzere. Bizi izlemeye devam edin 🙂

“Çeviri Röportaj Serileri Bölüm 1: tarakbumba Söyleşisi” yazısına yapılan yorumlar

  1. GİMP İLE TASARIMLAR YAPIYORUM HERKES HAYRAN İNGİLİZCE OLMASI ARKADAŞLARIN KULLANIMINI ENGELLİYORDU AMA ŞİMDİ TÜRKÇE. HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM

Bir Cevap Yazın