Çeviri Röportaj Serileri Bölüm 2: Ramazan Gürbüz Söyleşisi – Gimp’te Mutlu Son

Gimp’te Mutlu Son

Çeviri alanında önde gelen isimlerle aylık olarak gerçekleştirdiğimiz röportaj serimizin 2. bölümü yayında. Bu bölümde; Gimp çevirilerini tamamlayan, forumdan @Alquimista adıyla hepimizin tanıdığı, Ramazan Gürbüz’ü konuk ettik.

GIMP, özgür yazılımın en yetenekli uygulamalarından biri. Görüntü düzenleme alanında oldukça başarılı olan GIMP, ücretli rakiplerine göre de gayet iyi bir konumda.
Kullanım oranı da fazla olan bu uygulamayı, Türkçe olarak kullanabilmek de çok güzel olmaz mıydı? Bu amaçla GIMP’in Türkçe çevirisi için Çeviri Tayfası olarak uğraştık; fakat çevrilmesi gereken bir sürü cümle bizi bekliyordu ve grafik konularındaki teknik terim bilgi eksikliğimiz sıkıntı yaratmaktaydı.

Biz de bir uzmandan yardım istedik, o da bizi kırmadı. Ramazan Gürbüz’ün büyük katkılarıyla GIMP çevirileri tamamlanmış durumda.

Kendisine, özgür yazılıma yaptığı bu inanılmaz katkıdan dolayı teşekkürlerimizi sunuyor ve sizi kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportaj ile baş başa bırakıyoruz.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Ramazan Gürbüz, 85 yılı Ankara doğumluyum. Tokat’ta Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Mühendisliği son sınıf öğrencisi olmam sebebi ile bulunuyorum ve bir yıllık Ubuntu kullanıcısıyım.

Grafik tasarıma olan ilginizden bize bahseder misiniz? Bu alanda herhangi bir eğitim aldınız mı yoksa bu işe bir hobi olarak mı başladınız?

Grafik tasarım deneyimim konusunda, web tasarımı milad olarak kabul edersek, sanıyorum ki yaklaşık 10 yıldır süregelen bir geçmişim var. Vektörel çizimler ve fotoğraf manipülasyonları gibi grafik tasarıma biraz daha “ciddi” boyutta bakacak olursak da yaklaşık 4 yıldır, grafik tasarım ile sürekli bir şekilde ilgilendiğimi söyleyebilirim. Ciddi derken, dört yıl önce kurduğum bir reklam ajansı bünyesinde tasarımlar yapıyordum, bunu kastediyorum.

Web tasarıma hobi olarak başladım. İlk bilgisayarım olan PII 300 Vestel Asteo’da Win98 işletim sistemi bulunuyordu. 98 ile dahili olarak gelen Frontpage Express ile HTML ve basit sayfa tasarımları yapmaya başlamıştım. Sanıyorum ki o dönemlerde Win98 kullanan hemen herkesin yolu, en az bir kere, FpExpress’den geçmiştir. Aynı yıllarda Windows altında Gimp de kullanmıştım uzun bir süre, ama Linux’a geçişim o dönemde mümkün olmadı. Ardından Fireworks ile tanıştım ve web tasarıma paralel olarak piksel piksel amatör grafik çalışmalarım oldu. Ama “Grafik Tasarım” denildiği zaman, aklıma en başta vektörel çizimler geliyor ki bu çalışmalara da ajans işleri etrafınca, merak duyarak öğrendiğim CorelDRAW ile başladım. Geri kalan kısım da sektör içinde düşe kalka gelişen bir süreç zaten. Kısacası grafik tasarım çalışmalarım, hobi ile başlayan ve kelimenin tam anlamı ile alaylı bir süreç.

Çalışmış olduğunuz sektörde ve genel olarak, özgür yazılım grafik tasarım araçlarının kullanımı ne durumda? Kapalı muadillerine karşı yeterince güçlü olduklarını düşünüyor musunuz?

Bizim gibi ülkemizdeki ajansların yarısından çoğu vektörel tasarım çalışmalarında lisanslı bir program olan CorelDRAW kullanmakta. Ama bu tercih sebebi ile değil, mecburiyetten böyle. En basitinden anlaşmalı olduğunuz matbaa sizden Corel dosyası bekler ve ne yazık ki hemen hemen tüm reklam ajansları için de durum aynı şekildedir. CorelDRAW olmasa da hemen her firma, kendi belirlediği özel ve lisanslı bir programın formatında çalışma bekliyor sizden. Bu yüzden de kapalı kaynak ve lisanslı grafik tasarım yazılımları kullanmaya mecbur kalıyorsunuz. Yani henüz bu ve benzeri sektörlerde bir Linux devrimi yaşanmadı ve açıkçası yakın gelecekte pek de yaşanacak gibi görünmüyor.

Çalışma alanı anlamında ise açık kaynak cephesinde, kapalı kaynak lisanslı programların muadili olan Inkscape ve Scribus gibi programlara bakacak olursak; bu programlar, tüm sektör içi çalışmalarda yeterlilik bakımından esasında çok çok iyi durumdalar. Yani bir grafik tasarım çalışmasını, kapalı kaynak bir program ile lisanslı programlar ile aynı rahatlıkla (ve hatta daha rahat) yapabilir ve bunu herhangi bir matbaada bastırabilirsiniz aslında. Ama bu ilk etapta, hem sancılı hem de açık kaynak programlarımızın biraz daha gelişmesi ile alakalı bir süreç. Bu açık, talep oldukça, elbette yazılımcılar tarafından kapatılabilecek veya deneyimli kullanıcılar tarafından sorun bile olmayabilecek bir durum. Ama öyle ki sancılı olan süreç, alışmayan matbaanın makinasında bizim tasarımlarımızın duramaması. Öyle ki grafik tasarım alanında çalışmalar yapan sektörlerde bulunan firmalar da alışkanlıklarını kolay kolay kırabilecek gibi durmuyor.

Esas soruya dönecek olursak da şunu net olarak tekrar etmek gerekir ki; firmaların grafik tasarım çalışmalarını, açık kaynak yazılımlar ile lisans ücreti ödemeden, virüs bulaşmayan bir sistemde, 4 GB belleğe sahip makinasının 1 GB belleğini sözde “gelişmiş” teknoloji ile virüsleri engellediği söylenen, ama birkaç ayda bir “format”lamak zorunda kaldığınız komik işletim sistemlerinden kurtularak yapmaları, elbette ki mümkün. Ama bunun için biraz ileri görüşlü, biraz yenilikçi ve en çok da cesur olabilmek gerekiyor.

Gimp’e gelirsek, Gimp hakkındaki düşünceleriniz neler ve özgür yazılım camiası içinde Gimp’in önemini nasıl tanımlayabiliriz?

Gimp; profesyonel kullanıcılardan, çok çok amatör kullanıcılara kadar oldukça geniş bir yelpazenin kullanımında olan bir program. Bu da Gimp’in her türlü profesyonel ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede ve program alışkanlıklarını kırabilen tasarımcılar için programı tanıma sürecinin son derece kısa olabileceği bir yapıda olan, kullanışlı bir program olduğunu gösteriyor. Bana göre Gimp, hemen herkesin kullanabileceği kadar kolay ve her türlü ihtiyacı karşılayabilecek kadar gelişmiş bir program. Elbette ki eksikleri, aksaklıkları ve gelişmesi gereken yönleri vardır, ama bunlar piyasada çok kullanılan Photoshop gibi programlar için de geçerlidir.

Gimp’i özgür yazılımlar destesinden bir kart olarak seçecek olursak, kesinlikle özgür yazılımların “as”larındandır. Çünkü kendimden verdiğim örnek gibi Windows kullandığım yıllarda da Gimp kullanırdım. Bu çok önemli bir nokta. Çünkü Firefox nasıl oluyor da insanlara özgür bir yazılımın bu denli güçlü ve güvenilir olabileceğini gösteriyorsa, Gimp de grafik tasarım programları içerisinde böyledir. Bu sebeple Gimp’in durmadan gelişmesi, yenilenmesi, güçlenmesi, her daim özgür yazılımlara duyulabilecek güven ve yenilebilecek Linux korkusu için büyük bir artıdır bence.

Gimp’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gelecekte Photoshop’u kullanım oranı ve gelişmişlik açısından geçebileceğini düşünüyor musunuz?

Gimp oldukça güçlü bir grafik düzenleme programı. Gimp’e hakim bir kullanıcının kesinlikle Photoshop gibi “düz” bir programa ihtiyacı olacağını sanmıyorum. Ama madem Photoshop konusu açıldı, bu noktada Adobe’un gerçekten takdire şayan bir firma olduğunu görmezden gelmemek gereklidir. Enteresan bir iddia gibi gelebilir, ama Adobe bana kalırsa çok uzun olmayan bir gelecekte Photoshop ve Fireworks’ü aynı çatı altında toplayacaktır. Örneklerini farklı programlar için daha önce de gördüğümüz gibi. Bu gibi, basit bir örnek olabilecek bir düşünce ile dâhi, bilinen Photoshop’a bambaşka bir grafik tasarım programı olduğunu düşündüğüm FireWorks’ün yetenekleri eklendiğinde, bizim Gimp’ten beklentilerimiz de dolaylı olarak artacaktır. Veya şaşırtıcı, iddialı araçlar geliştirerek piyasadaki liderliğini sürdürmek için her şeyi yapacaktır, Adobe gibi yazılım sektörünün büyük sermaye odakları.

Sözün özü Gimp gibi açık kaynak “harika” programların ardında büyük sermayeler bulunmadığı için, bizler gibi gönüllülerin desteği ile gelişen Gimp’in bu azılı rekabet içerisinde yükselmesi hiçbir zaman kolay olmayacaktır. Burada bu soruyu, kalkıp da “Gimp hepsini döver” gibi içi boş sözler etmek istemediğim için detaylandırıyorum.

Esas konu olarak, grafik tasarım ile alakalı sektörlerin büyük bir çoğunluğunda hakimiyet kurmuş bir lisanslı programdan daha fazla kullanılabilmekten bahsediyoruz burada. Bunu ancak bizim gibi “sıradan” kullanıcıların kullanması, teşvik etmesi, profesyonel kullanıcılara tavsiye etmesi, hatta gerekirse yanına (ki gerekir hepimizce buna eminim) yanına bir Linux sistem kurarak işte tasarım böyle yapılır denilebilmesi gerekiyor.

Gimp profesyonel kullanımlarda, grafik tasarımcıların ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecek nitelikte bir program; fakat her sektörde olduğu gibi bilinirlik her şeydir ve Gimp’in bugün ya da geçmişte Photoshop’tan daha az anılmasının tek sebebi de yeteri kadar bilinir olmayışıdır.

Gimp’in çevirisini tamamlayarak bu alandaki çok büyük bir açığı kapattınız. Bununla ilgi düşünceleriniz neler?

Böyle düşündüğünüz için öncelikle teşekkür ederim. Bir açık kapatacağımı bilerek ya da bu açığın büyük olduğunu düşünerek çevirmeye başlamadım aslında, kaldı ki halen de bence bu gibi açıklar büyük açıklar değil. Yani esasında biraz daha özveri ile benim gibi grafik tasarım programlarına bir miktar aşina olan ve yeteri kadar İngilizce bilen herkes bu çevirileri tamamlayabilir.

Gimp çevirisi ilginç bir durumdu benim için. Çünkü çeviriye başladığımda uzun zamandır hiç çevrilmemiş ve çevrilmeye cesaret edilmemiş kısımlar vardı. Cesaret edilmemiş kısımlar diyorum, çünkü bildiğiniz üzere Launchpad kullanmayı bilen herkes, programları tanısa da tanımasa da veya yeteri kadar önem versin ya da vermesin çeviri yapabiliyor. Bu aslında bir yerde problem. Yani Launchpad kullanıcı seçmiyor, fakat programlar kullanıcı seçiyorlar ve seçmelidirler de. Bu durumda da bu çevirilmemiş kısımların sorumlusu, ilk etapta grafik tasarım ile ilgilenen, daha doğrusu Gimp kullanan ama çevirisini umursamayan kişilerin ayıbı.

İkinci sorumlu ise Gimp ya da herhangi bir Launchpad paketi için, Launhpad’de bir başarı kriteri kabul edilen “çok çeviri yapma” sistemi sebebi ile, kendisini “iyi çevirmen” olarak göstermek isteyen ve kısa kelimeleri çevirip uzun cümleler için vakit harcamayan, yani maksadı üzüm yemek olmayan katkıcılar.

Çevirisini yaptığım kısımlar uzun cümleler ve/veya programda kilit noktalar olabilecek, yani birçok anlamı bir arada barındıran kısımlardı. Elbette bir miktar uğraştırıcı oldu, ama bu şikayet edilecek değil keyif alınacak bir uğraştı. Kaldı ki kişi kullandığı bir programı Türkçeye çeviriyorsa, o programı çok uzun süredir kullanıyor olsa bile, hiç görmediği kısımları, açıklamaları, uyarıları, belki özellikleri, çevirirken fark edebiliyor ve bu da gerçekten çok hoş bir deneyim. Ama söylediğim gibi, Launchpad’in karma sevgisi sanıyorum ki insanları orada bulundukları amaçtan bir süre sonra uzaklaştırmaya, devlet memuru kılığına sokmaya başlıyor. Ne de olsa karma geliyor, gibi.

Bu sebeplerle, bence bir şekilde Ubuntu kullanıyor ve seviyorsanız, vakit buldukça yolunuz en az bir kere Launchpad’den geçmeli. Tabi önce nereden ve nasıl uğraş vermeye başlayacağınızı kestirebilmek için Ubuntu-Tr Çeviri Ekibinden ve Yiğit Ateş’in önünden 🙂

Çeviri sırasında ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu alandaki terimlerin Türkçeleştirilmesi ile ilgili sıkıntılar konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Grafik tasarım programlarının çevirileri olarak düşündüğümüzde karşımıza çıkan ilk ve en büyük zorluk, lisanslı ya da lisanssız hangi grafik tasarım programı olursa olsun, %90 ihtimalle sizin o programları daha önce İngilizce terimler ile kullanıyor olmanız olacak. Alışkanlıkları değiştirmek zor malumunuz, ama elbette imkansız değil. Belirli bir deneyim kazanmış olmanız gereken hemen hemen tüm programların (grafik tasarım, müzik, ofis programları vs.) böyle bir sorunu olacaktır. Bunların tam Türkçe karşılığının bulunması bazen çok güç. Basit bir örnek ile “Glow” kelimesi. Grafik tasarım programları kullanan herkesin bildiği “glow effect”tir. Ama bunu Türkçe’ye nasıl çevireceksiniz? Aydınlanma, aydınlık, parıltı ya da parıldama mı? Onlarca alternatif Türkçe karşılık türetebilirsiniz, ama çevirdikçe göreceksiniz ki İngilizce ve Türkçe kelimeler o kadar çok birbirinin içerisine girebiliyor ki Glow’a aydınlanma deseniz, Brighten’a ne diyeceksiniz? O noktada kararsız ve bazen çaresiz kalıyorsunuz. Kendimce çeviri yaptığım sürece kullandığım ve paket dahilinde kullanılan belirli kelimeleri bir kenara not ediyor ve programın yaptığı etkiye göre bu kelimeler arasında bir ayrım yapmaya çalışıyordum. En çok zorlandığım nokta sanırım burası oldu.

Öte yandan Launchpad’in denetim mekanizmasının yetersizliği ya da daha doğrusu kontrolsüzlüğü sebebi ile sizin bir özveri ile düzenlediğiniz paketin iki gün sonra değiştiğini de görebiliyorsunuz. Bu üzücü durum da aslında -zaman zaman- bu gibi değişiklikleri yapan kişilerin iyi niyetli olduğunu düşündüğünüzde, bu alandaki terimlerin Türkçe karşılıklarının, bir çeviricinin seçiminden öte, genel kabul gören bir biçimde olması gerektiğini gösteriyor. Bu durum da sanıyorum ki herkesin yaşayabileceği aynı ortak sıkıntı olan, belirli programların ihtiyaç duyduğu belirli kelimeler için, kullanılması gereken sabit terimler konusunu işaret ediyor.

Son olarak çeviri çalışmalarının daha etkin ve çevirilerin daha anlaşılır olabilmesi için bir düşünceniz var mı?

Çeviri sırasında yaşanan büyük bir zorluk olduğunu düşündüğüm, artık standartlaşması gereken; bazı kelimeler için hazırlanabilecek ortak bir sözlük veya bir grup çalışması, birçok çevirmeni rahatlatacak bir çözüm olabilir. Bunun dışında daha kapsamlı bir çeviri çalışması yapılabilmesini istiyorsak eğer, belirli bir deneyim isteyen paketlerin çevirisi için kısa süreli çeviri ekipleri de oluşturulabilir. Örneğin grafik tasarım deneyimi olan kişiler günlük işlerinden arta kalan zamanlarında bir araya gelerek günlerce, haftalarca, aylarca sürebilecek bir çalışma ortamı ile kullanılması gereken ortak kelimeler üzerinde fikir yürütebilirler. Bence böyle bir çalışma, bu tür çeviri çalışmaları için, hem keyifli hem de daha verimli olacaktır. En basitinden konumuzda geçtiği için örnek verelim: Gimp’te kullanılan bir “effect” için, bir kişinin düşüncesi ya da onu onaylayan iki kişiyi de bir araya getirerek, bir iki kişinin önerisini kullanmaktansa, doğru anlamı diğer eş anlamlılar ile kıyaslayarak netleştirmek, program kullanıcıları için son derece faydalı olacaktır. Bu tür ekip çalışması ile kararlaştırılan ve uygulanan çeviriler de ayrıca dilimize yeni geçtiğini düşündüğüm bir takım kelimeleri, kullanıcıya kabullendirebilmek açısından da daha verimli olabilir.

Bir diğeri de (sanıyorum böyle bir çalışma zaten vardı ekip olarak sizin bünyenizde ama) belki Ubuntu Türkiye projenizinden de farklı olarak ya da Ubuntu Türkiye çatısı altında, diğer çeviri ekiplerinin de katılım gösterebileceği bir platform ile bilişim terimleri için uygun karşılıklar üretilebilir. Ortak bir sözlük gibi.

Gördüklerim, okuduklarım kadarı ile bu son öneri her ne kadar şu an için pek uygulanabilir durmasa da söylemeden geçmemek gerekiyor.

Çeviri Ekibine ve Ubuntu Türkiye ekibine teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Ramazan Gürbüz
www.ramazangurbuz.net

Ramazan Gürbüz’e bize zaman ayırdığı için teşekkür ediyoruz, önümüzdeki söyleşilerde görüşmek üzere. Bizi izlemeye devam edin 🙂

“Çeviri Röportaj Serileri Bölüm 2: Ramazan Gürbüz Söyleşisi – Gimp’te Mutlu Son” yazısına yapılan yorumlar

  1. GIMP özgür yazılımların gücünü gösteren harika bir üretim merkezi. Ürünlerinin PS’den elde edilenlerden aşağı kalır tarafı yok. Çeviri ise gerçekten zorlu bir kulvar. Bu konuda çalışacak olanların sadece yıllarını GIMP’e vermiş olması yetmez aynı zamanda dile hakim olma, benzer yazılımlardaki çevirileri özümseme ve kıvrak zeka gerekir. Ve tabi ki yapılacak tonla eleştiriye karşı sabır.
    Henüz bahsedilen çeviriyi kullanma şansım olmadı.Önemli bir çalışmaya imza atan arkadaşları kutlarım. Teşekkürler…

  2. Bu tarz işlerin gönüllüler ile böyle seviyelere gelmesi takdire şayan bir çalışmadır. Emeği geçenlere teşekkürler..

Bir Cevap Yazın